8 MART 2011, vicdan sahiplerini Hüseyin’in mahkemesine bekliyoruz!

ODTÜ öğrencisi Hüseyin Edemir 1 yıldır tutuklu… Cezası yok, nedeni yok…

31 Ocak 2010′da bir kimlik kontrolünde, bir sol örgüte üye olmakla suçlandığı bir davadan arandığını öğrenen Hüseyin o zamandan beri cezaevinde.

Aleyhinde, 12 ve 11 yıl önceden kalma ve geçersizliği kanıtlanmış bazı belgeler dışında bir delil yok. Hakkında verilmiş bir ceza, bir karar yok. Yargılaması tutuksuz devam edebilecekken Hüseyin tutuklu yargılanıyor; Metris Cezaevi, Tekirdağ ve Edirne F Tipi cezaevlerinin adaletsiz koşullarında 1 yıldır adaleti bekliyor. Bu arada burslarla sürdürdüğü eğitimi ve bütün bir hayatı ellerinden kayıp gidiyor…

8 Şubat 2011 tarihli son duruşmasında, Hüseyin’in aleyhindeki delillerin hukuken geçerliliğinin incelenmesi gerektiğini, 2001′den beri ona karşı hiçbir delil oluşmadığını, Hüseyin’in hiçbir şiddet eylemine katılmadığını bizzat savcı söyledi. Savcı da Hüseyin’in tahliyesini, tutuksuz yargılanmasını istediği halde, Hüseyin Edemir hâlâ Edirne F Tipi’nde!

Nisan ve Ağustos 2010′da ve Şubat 2011′de yapılan duruşmalarda tahliye edilmeyen Hüseyin’in bir sonraki duruşması 8 MART 2011 SALI GÜNÜ SAAT 13.30′DA İSTANBUL BEŞİKTAŞ’ta, İSTANBUL 1O. AĞIR CEZA MAHKEMESİ‘nde.

Bu site ve Hüseyin’in özgürlüğü için yürütülen kampanya onu tanıyıp seven arkadaşları tarafından yürütülüyor. Hüseyin’i tanımasanız da, vicdan sahibi herkesi 8 Şubat’ta duruşmada olmaya ve bu haberi yaymaya davet ediyoruz.

İLETİŞİM: Sevgi Göğülter (Nişanlısı): 0506 646 60 34; Oya Aslan (avukatı): 0536 317 46 33; Murat Edemir (Ağabeyi): 0530 873 09 04; Zeynep Alpar (arkadaşı): 0554 662 07 83

(Davaya ilişkin detaylar: Hüseyin hakkındaki suçlama, örgüte üye olmak. Yani örgütle birlikte ya da örgüt adına yapmış olduğu herhangi bir işten dolayı suçlanmıyor. Hüseyin’in avukatlığını üstlenen Halkın Hukuk Bürosu’ndan Oya Aslan’ın verdiği bilgilere göre, Hüseyin aleyhindeki belgeler esas olarak bilgisayar çıktısı oldukları için hukuken çok geçerli değil. Çünkü bu tür belgelerin üzerinde her türlü değişiklik yapılabiliyor. 12 yıl önce Hollanda ve Belçika’da elde edildiği söylenen belgelerin aslı yok. 11 yıl önce “Gençlik” adlı yasal derginin bürosuna yapılan polis baskında ele geçirildiği söylenen belgeler ise, arama usulüne uygun yapılmadığı için hukuken geçersiz.

Hüseyin hakkında daha önce toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle ilgili kanuna muhalefet etmekten dolayı bir dava açılmış ve o davadan da beraat etmiş. Şimdi kendisi hakkında açılan yeni davadan da beraat etmesi söz konusu, ama bu arada tutuklu yargılandığı için, suçu sabitlenmeden ceza çekmiş oluyor.

Hüseyin Edemir, ODTÜ Tarih Bölümü mezunu ve ODTÜ-Humboldt Üniversitesi Karşılaştırmalı Sosyal Bilimler Programı Yüksek Lisans öğrencisidir.)

Posted in Haberler | Yorum yapın

Hüseyin Edemir artık hapiste değil

Hüseyin Edemir 23 Haziran 2011′de görülen mahkemede verilen kararla nihayet tahliye edildi. 

Hüseyin’in yargılanması bitmiş değil, sadece artık tutuksuz yargılanıyor. Artık cezaevinde değil, fakat yurtdışına çıkış yasağı devam ediyor.

Hüseyin Edemir davası ile ilgili gelişmeleri lütfen bu site yerine www.huseyineozgurluk.net sitesinden takip edin.

Hüseyin şimdilik serbest, ama cezasız hapis yatan, ceza çeker gibi tutuklu yargılanan daha nice öğrenci var. Bu öğrencilerin durumlarını www.ozgurbirak.org ve www.mechulogrenci.com‘dan takip edebilirsiniz.

Posted in Haberler | Tagged , , , | Yorum yapın

Hüseyin’den Bizlere Mektup Var!!!(16 Şubat 2011)

Sevgili dostlar, arkadaşlar

Bir mahkemeyi daha bıraktım. Bir kez daha özgürlüğü erteledim. Bu defa daha kısa süreli bir erteleme oldu, ama bilmelisiniz ki bu bir aylık sürenin günlük anlık esaretin bile bedeli? ruhuma verdiği ızdırap tarifsizdir. Bu ızdıraba ancak ve ancak sabırlı bir direnişle katlanabilirim. Öyle oluyor, hem sabrediyorum, hem direniyorum.

Bildiğiniz gibi bir sonraki duruşma 8 mart 2011 tarihinde gerçekleşecek. 8 Şubatta çıktığım mahkeme benim için gerçekten ilginçti, ilk defa beni dinleyen bir heyetle karşılaştım. Normalde duruşmalar birkaç dakikayı aşmıyordu, sonra her zamanki nakaratla hapishaneye dönüyordum, mevcut delil durum ve suçun niteliği. . .” şeklindeki bu tutukluluk davalarına anlam vermek mümkün değil.

Mahkemeye sunulan delillerin hiç biri hukuki delil değildir, ayrıca bu deliller soyuttur. Öte yandan somut bir delil de yok. Yani “? suç” dedikleri de hukuki olmayan belgelere dayanıyor. O halde tutuklamanın devam yönündeki kararlar, “mevcut delil durumu” diye bir gerekçeye bağlanamaz ama bağlayanlar bağladı bile.

1 yılı aşkın bir süredir mahkemeye gidip geliyorum, bu süre içinde ne benim söylediklerim dikkate alınıyor, ne de avukatımın talepleri yerine getiriliyor. O halde benim mahkemeye gelmememin beni savunan bir avukatın ne anlamı var? Tutukluluğumun devam kararı için bana ihtiyaçları yok ki! “Yaz kızım” kısmını duymasam da olur. İllaki “tutukluluk halinin devamını” duymamı  istiyorlarsa kararı hapishaneye göndermeleri yeterlidir.

Duruşmada da söylediğim gibi adil yargılama olmadan adil karar olamaz. Ben şimdiye kadar mahkemeden adil yargılama istedim. Sürekli sordum ama sanırım pek etkili olmamış.

Sevgili arkadaşlar, dostlar, sizlerin varlığını bilmek, varlığını hissetmek, çok güzel. İnsan dostlarına en çok zor günlerinde ihtiyaç duyuyormuş. Ben de açık yüreklilikle söylemeliyim ki bu süreçte desteğinize çok ihtiyacım var.

İnternet sitesine benim mektuplarım için bir başlık açarsınız çok iyi olur. Böylelikle ben de size sık sık mektup yazarım.  Tekirdağ’dan Edirne’ye gidiş hikayemi de ve 1 yıllık F Tipi maceralarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

16-02-2011

Selamlar, Sevgiler,

Hüseyin Edemir

 

Posted in Hüseyin'den Mektuplar | Yorum yapın

Hüseyin’e mektup göndermek için…

Mektup adresi:

Hüseyin Edemir

Edirne F Tipi Cezaevi

EDİRNE

önemli: Mektuplarınızın Hüseyin’e ulaşması için PTT Kargo veya PTT APS yapmalısınız. Aksi takdirde eline ulaşması çok uzun sürebiliyor veya cezaevi idareleri mektupları tutuklulara vermeyebiliyorlar. Ayrıca PTT dışındaki kargo şirketleri cezaevlerine teslimat yapamıyorlar (mektubunuzu alsalar bile size geri getireceklerdir). Mektup dışında, kitap vb de göndermek mümkün.

Gönderdiklerinizin cezaevi idaresi tarafından da okunacağını lütfen unutmadan yazın :)

Posted in MEKTUP GÖNDERMEK İÇİN | Yorum yapın

2011/02/07 Sezgin Tanrıkulu: devam edecek misiniz?

Sezgin Tanrıkulu: “İçişleri ve Adalet Bakanlarına açık çağrımdır: Bir gencin hayatını karartan uygulamaya sessiz kalmaya devam edecek misiniz?”Increase

07 Şubat 2011 – Pazartesi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, bir yıldır ‘tedbir’ amacıyla tutuklu bulunan ODTÜ’lü Hüseyin Edemir’in feryadını hükümetin duymadığını belirterek, Hüseyin’e yapılan zulme sessiz kalmayacaklarını söyledi.

Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Edemir için şu açıklamayı yaptı: “Ardahanlı bir ailenin büyük zorluklarla okuttuğu Hüseyin ODTÜ’yü kazanıyor, lisans eğitimini başarıyla bitirip ODTÜ-Humboldt Üniversitesi uluslararası ortak yüksek lisans programından burs kazanıyor ve Almanya’da eğitimini sürdürmeye hazırlanıyor. Bir gün polis kimlik soruyor ve sonrasında Hüseyin kendisini F tipi cezaevinde buluyor. 1 yıldır tutuklu. Ne için tutuklu olduğu ya da tutuklanmasını gerektirecek bir durumun olup olmadığını hiç kimse bilmiyor. Ama Hüseyin’in geleceği dört duvar arasına hapsedilmiş.

Bu ülkede birazcık hak, hukuk, adalet ya da vicdan varsa Hüseyin’in feryadına kulak vermek zorundayız. İçişleri ve Adalet Bakanlarına açık çağrımdır: Bir gencin hayatını karartan bu uygulamaya sessiz kalmaya devam edecek misiniz? Tutuklamaların bir cezaya dönüşmemesi için hükümet olarak ne tür tedbirler almayı düşünüyorsunuz? Türkiye, 2010 yılında AİHM’de en fazla mahkûmiyeti kişi hak ve özgürlüklerine ve de güvenliğine karşı yaptığı olumsuz müdahaleler nedeniyle aldı. Bu durumdan hiçbir ders çıkarmamak hukuk devleti anlayışıyla ve imza attığımız uluslararası sözleşmelerle bağdaşır mı?

Hiç kimseden yargıya müdahale etmesini istemiyoruz. Ama Hüseyin’in neden bir yıldır tutuklu olduğunu birilerinin çıkıp Hüseyin’e, ailesine, arkadaşlarına ve kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz. Bu davanın takipçisi olacağız. Herkesi duyarlı olmaya ve Hüseyin’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

HÜSEYİN’İN ARKADAŞLARI CHP’Yİ ZİYARET EDİP DESTEK İSTEDİ
Bir yıldır tutuklu olan arkadaşlarının sesini kamuoyuna duyurmak için büyük bir mücadele veren Hüseyin’in arkadaşları CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP PM üyesi ve ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aykan Erdemir’i ziyaret ettiler. Parti genel merkezinde yapılan görüşmede Hüseyin’in neden tutuklu olduğunun hala bilinmediğini söyleyen ODTÜ’lü öğrenciler, bu konuda destek istediler.

Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin’in davasını yakından takip edeceklerini belirterek, ülkede tutuklamaların giderek cezaya dönüştüğünü bu durumun hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırdığını belirtti. Tanrıkulu ve Erdemir, Hüseyin’in yalnız bırakmayacaklarını söyleyerek, bu olumsuzluğu sonlandırmak için her türlü çabayı ortaya koyacaklarını dile getirdiler.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP PM üyesi ve ODTÜ Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aykan Erdemir ODTÜ'lü öğrencilerle buluştu

(http://www.chp.org.tr/?p=10799)

Posted in Haberler | Yorum yapın

2011/02/06 Hüseyin’in hikâyesi (Radikal İki)

Hüseyin’in hikâyesi
Hüseyin'in hikâyesi

 

06/02/2011
// ZEYNEP ALPAR (Arşivi)

Hüseyin Edemir, ODTÜ ile Almanya’daki Humboldt Üniversitesi’nin ortak yüksek lisans programında karşılaştırmalı sosyal bilimler öğrencisiydi, ta ki bir gün…

Düşünün ki, kendisi ve herkes için güzel bir gelecek hayal eden genç bir insansınız. Yaşadığınız yerdeki sorunlar sizi ilgilendiriyor, doğru bulduğunuz yürüyüşlere, kitlesel gösterilere katılmışsınız (ama şiddet içeren eylemler değil bunlar). Güçlükle okumuşsunuz, çalışarak, burslarla ODTÜ’nün tarih bölümünü bitirmişsiniz, şimdi ODTÜ ile Almanya’daki Humboldt Üniversitesi’nin ortak yüksek lisans programında karşılaştırmalı sosyal bilimler öğrencisisiniz. Gelecek yıl Berlin’de okuyacaksınız. Eğer bursunuzun kesileceği bir durum olmazsa. Ki niye olsun, değil mi? Bir sevdiğiniz var, adı Sevgi, sözlenmişsiniz, nişanınız yapılacak bugün! İstanbul’a gelmişsiniz nişan için. Sonra kendi mahallenizde, sizi belki de çocukluğunuzdan tanıyan bir polis, iş olsun diye bir kimlik kontrolü yapıyor, GBT’ye bakıyor. Meğerse size açılmış bir dava varmış! Bir sol örgüte üye olmaktan yargılanıyormuşsunuz yıllardır!

F Tipi’nden mektup var
Benim anlamadığım, adın adresin belli, yıllardır bu devletin üniversitelerine kayıt yaptırmışsın, yurtta kalmışsın. İstediği zaman en ufak işi için seni bulabilen devletin bu kadar elinin altındaymışsın, nasıl olmuş da seni bulup mahkemeye çıkaramamış? Çıkmayacağından değil, bilsen giderdin, ama şimdi sanki yıllardır mahkemeden sen kaçmışsın gibi, aman tekrar kaçmasın, pat, gözaltındasın! Yetmedi, tutuklu yargılanmana karar veriyor savcı. Tutukluluk bir “tedbir”dir değil mi, kaçmayasın diye…
Bütün bunlar, Hüseyin Edemir’in 31 Ocak 2010’dan beri yaşadıkları. Hüseyin’i ilk mahkemede tahliye edeceklerinden biz çok emindik. İlk mahkemenin tarihinin 15 Nisan 2010 olmasına kızdık, hukukun ataleti arkadaşımızın ömründen vakit çalıyor diye. Avukatı yüzde 90 tahliye olacağını söylerken, tutuklu yargılamanın devamına, bir sonraki mahkeme tarihi sekizinci ayın… Bunu duyunca o izbe mahkeme koridorunda Sevgi’nin bayılıp nasıl yere yığıldığını, iyi ki görmediniz. Bu da yetmedi, Ağustos’taki mahkeme yine bırakmadı Hüseyin’i. Hem de bir sonraki tarihi ne zamana verdiler? 8 Şubat 2011!
Hüseyin “tutuklu” “yargılanıyor.” Kendisinin de mektuplarında yazdığı gibi, bu bir “tedbir” değil artık, “ceza” olarak yargılanıyor Hüseyin! Ortada suç yok, ceza var. Onu “örgüt üyeliği” ile suçluyorlar (bir örgütle şöyle şöyle yasadışı eylemlere katılmış filan diye bir suçlama yok, sadece “üye olmaktan” dolayı içeride). Bu iddia da, öncelikle 12 yıl önce Hollanda ve Belçika’da ele geçirildiği iddia edilen “belge”lere dayanıyor. Bu belgeleri henüz görebilmiş değiliz. Avukatı talep etti, bakalım bulup getirebilecekler mi belgeleri? İkincisi, 11 yıl önce Gençlik diye yasal bir derginin bürolarına yapılan “baskın”da (yasal bir derginin bürosunu niye basıyor acaba devletimiz?) “ele geçirilmiş” birtakım belgeler varmış. Bunlar da bilgisayar çıktısı bir şeyler ve üzerinde bol miktarda tahrifat yapıldığını biliyoruz, “baskın”ın, “arama”nın usulsüz yapıldığını biliyoruz. Daha önce bunlara dayanarak başka insanlara açılan davalarda her iki belgenin geçersizliği mahkemelerde defalarca kanıtlanmış. Savcının iddiasına göre, bu belgelerde Hüseyin örgüte katılmak istediğini söylüyormuş. Bu kadar işte, hepsi bu. Hani Hüseyin hakikaten bir suç işlemiş, bir şeyler yapmış olsa, on yıldır, bu çürük şeylerden başka hiçbir delil çıkmaz mı aleyhinde? Besbelli ki sonunda ona ceza vermenin bir gerekçesini bulamayacaklar ve beraat edecek. Peki bunca zamanı içeride geçtikten, hayatıyla ilgili dişiyle tırnağıyla kazandığı şeyleri kaybettikten sonra, bu yaşadıklarının hesabını kim, nasıl verecek?
F Tipi Hapishaneden son gönderdiği mektupta şöyle yazmış Hüseyin: “Nereden başlasam, nasıl anlatsam diye düşünüyorum, bir cevap bulamıyorum. Hatta kendi kendime ‘Anlatsam ne olacak’ diyorum. İşin kötüsü de bu. Çünkü bu ‘kapana kısılmış fare’ psikolojisidir, çırpınsa ne olacak, acı içinde inleyip bağırsa ne değişecek! Söz konusu fare bensem o kapanda duramam, durmuyorum. Aslında çırpınıp bağırıyorum. Bağırırken sesim çıkıyor mu yoksa zulüm sağanağında eriyip gidiyor mu, onu bilmiyorum. F tipi duvarları arasında, telleri altında yaşayıp da susmak imkânsızdır. Susamam. Susmak, kendime yapacağım büyük bir haksızlık olur. Sesimi duyar mısınız yoksa gündelik yaşamınız içinde yok mu olur ya da uzayıp giden tartışmalarınız içinde kısacık bir yer bulabilir mi, onu da bilmiyorum. Ama ben bağırmaya devam ediyorum.

Şimdi tam zamanı
Yaklaşık bir yıldır tutukluyum. Daha bir yıl dolmadan üç farklı hapishane gördüm: Metris Hapishanesi, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi ve son olarak Tekirdağ’dan zorla / kaçırılarak getirildiğim Edirne F Tipi Hapishanesi. Evet, kaçırıldım. Yani yanlış duymadınız. 31 Aralık 2010 tarihinde, yeni yıla girmeye hazırlanırken bir grup gardiyan hücreye girip beni bir eşya gibi taşıyarak / sürükleyerek ringe attılar. Bana sormamışlardı, haber vermemişlerdi. Ben sorunca da cevap vermediler. Böyle bir uygulamayı insan vicdanına sığdırmak mümkün mü? Hani yeni yıl ya, ‘ileri demokrasiye’ de geçmişiz, böyle bir hediyeyi kim bekler ki?
Bununla yetinmeyen Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Hapishane idaresi kaldığım süre içinde defalarca dilekçelerimi, mektuplarımı yok etmekte hiçbir mahsur görmemiştir. Aklınıza gelebilecek her türlü temel ve insani gerekçeler bir işkence aracına dönüştürülerek hiçbir kural ve sınır tanınmadan uygulandı, uygulanmaya devam da ediyor. Detayına girmediğim, sizlerin tasavvur dahi edemeyeceği onlarca uygulamaya maruz kaldım.
Evet, biliyorum hapishaneler müze oluyor, insanlık onuru adına ziyarete açılıyor. O dönemin koşulları ve tutsakları yeniden ‘keşfediliyor’. Ama mevcut hapishanelere nedense pek az ilgi gösteriliyor. Ya da hiçbir kimse dönüp de günümüz hapishanelerine bakmıyor, bizleri görmüyor. Belki de görmezden geliniyoruz, ne dersiniz? Bu toplumun aydınlarının, sanatçılarının, yazar-çizerlerinin, bilim insanlarının beni görebilmesi için F Tipi’nde fotoğraflarımın bulunduğu müzeleştirilmiş hücrelerde hatırlanmak istemiyorum. Şimdi tam zamanı. Ben, o hücrelerdeki etten-kemikten canlı bir insanken hatırlanmak istiyorum. Zulüm sağanağında adaleti arıyorum, göreniniz oldu mu?”
İçeride Hüseyin gibi öyle çok insan var ki. Kendinizin ya da bir yakınınızın başına gelmeyince aklınızda pek yer etmiyor belki. Ama gerçekten, Hüseyin’in yerinde siz de olabilirdiniz; sevdiğiniz, oğlunuz, kardeşiniz, komşunuz da olabilirdi. Kim olursa olsun böyle bir haksızlığı yaşamamalı diyorsanız, bu devlet böyle şeyler yapmamalı diyorsanız, Hüseyin Edemir’in 8 Şubat 2011 Salı günü saat 10’da, Beşiktaş’taki İstanbul “Ağır Ceza” Mahkemesi’ndeki duruşmasına sizi de bekliyoruz.

(http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=EklerDetay&ArticleID=1039214&Date=10.02.2011&CategoryID=42)

Posted in arkadaşlarından, Basında Çıkan Yazılar | Yorum yapın

2011/02/08 Edemir yine tahliye edilmedi (Özgür Radyo-Özgür gazete)

Edemir yine tahliye edilmedi

8 Şubat 2011 / Sali 13:58    Yazdır

Hüseyin Edemir’e destek için açıklama yapıldı

-Bir yıldır tutuklu bulunan ODTÜ öğrencisi Hüseyin Edemir bugün bir kez daha hakim karşısına çıktı. Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma öncesinde arkadaşları ve hocaları Adliye önünde basın açıklaması yaptı.

ODTÜ Yüksek Lisans öğrencis Hüseyin Edemir’in bir kontrol sırasında gözaltına alınmasıyla tüm hayatı değişti. 31 Ocak 2010 tarihinde gözaltına alındığında haberdar olmadığı bir davada arandığını öğrendi. 1 Şubat 201 tarihinde örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Hakkında herhangi bir delil ya da karar olmamasına rağmen 1 yıldır tutuklu. Tutuklanmasına tekg erekçe ise kim tarafından ne zaman oluşturulduğu belli olmayan bilgisayar çıktısı. Bu belgenin aslı olmadığı gibi destekleyen de herhangi bir delil bulunmuyor.

Hüseyin Edemir’in Meclis İnsan Hakları Komisyonuna, Savcılığa ve diğer tüm muhattap makam ve kurumlara yazdığı dilekçe ve mektuplarından hiçbirine yanıt alamadı. Okulu yarım kaldı, kazandığı bursu kaybetti. Edemir, 1 yıl süresince Metris ve Tekirdağ 1 Nolu cezaevlerinde tutuldu. Son olarak da 31 Aralık 201′da haberi olmadan Edirne f Tipi cezaevine götürüldü. Arkadaşları, Ailesi ve Hocaları bugün Hüseyin Edemir için Adliye önünde yaptıkları basın açıklamasında demokrasi, adalet, hukuk için tüm kişi ve kurumları duyarlı olmaya ve Edemir’e destek vermeye çağırdı.

Edemir’e destek için Almanya Sol Partiden Kadriye Karcı, ODTÜ’den hocaları ve arkadaşları duruşmaya katılmak üzere Adliyeye geldi.

Tahliye çıkmadı
Bugün bir kez daha hakim karşısına çıkan Hüseyin Edemir yine tahliye edilmedi. Savcının hakkında tahliye talebinde bulunmasına rağmen mahkeme heyeti Hüseyin Edemir’in tutukluluğunun devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 8 Mart tarihine erteledi.

(http://www.ozgurradyo.com/index.php?s=haber_ayrinti&haber_no=12290)

Posted in Basında Çıkan Yazılar | Yorum yapın

2011/02/08 O genç tahliye edilmedi (gazeteport)

İSTANBUL- İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Hüseyin Edemir katıldı. Duruşmada 3 sayfalık savunmasını okuyan tutuklu sanık Edemir, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonuna bir dilekçe gönderdiğini ve dilekçesinde yazdığı gibi ”gerçekten adalet aradığını” söyledi. ”Yaşadıklarım adalete olan güvenimi sarstı” ifadesini kullanan Edemir, ODTÜ Tarih bölümünden mezun olduktan sonra Humbold Üniversitesi’yle ortak Sosyal Bilimler Yüksek Lisans Programı’na tam burslu olarak kabul edildiğini ve birinci yarıyılın bitmesinin ardından nişanının yapılacağı gün tutuklandığını söyledi.

“Meclis o genci konuşuyor” haberi için tıklayın…

Edemir, anayasal bir hak olarak birçok basın açıklamasına katıldığını, muhalif bir insan olduğunu fakat hiç bir örgütle ilgisinin olmadığını ve muhalif bir kişiliği olduğu için bu davada sanık olarak yargılandığını düşündüğünü dile getirdi. Sanık Edemir, ”Tek amacım iyi bir akademisyen olmaktı. Şimdi de tezimi yazıyor olacaktım. Beraat edersem kaybolan yıllarımın telafisini kim sağlayacak? İki hafta sonra ODTÜ’de ikinci dönem başlayacak. Orada olup derslerime devam etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

CUMHURİYET SAVCISININ SORULARI
Cumhuriyet Savcısı Kasım İlimoğlu’nun, ”Dosyada polisin hazırladığı belgeler var. 1999 tarihli belgede özgeçmiş var. Buradaki adres bilgileri ve telefonlar sana mı ait?” diye sorması üzerine Edemir, ”Adres ve mahalle kısmı hariç yanlış. Ağabeyimin dükkanı o adreste değil”  dedi. Savcının sorusuna itiraz eden Edemir’in avukatı Oya Aslan, ”Savcının hukuka aykırı belgeler üzerinden sorgulama yapmasını doğru bulmuyoruz. Bu belgeler hükme esas alınamaz” dedi. Esas hakkında görüşünü açıklayan Savcı İlimoğlu, sanık Edemir ve İlker Alcan’ın suçlandıkları iddianamede, sanık Edemir’in 7 Şubat 1999 tarihli dokümanlara ilişkin terör örgütüyle arasında organik bağlantının olduğunun iddia edildiğini, sanık hakkındaki bu iddianın araştırılması ve sanığın savunmasına olanak tanınabilmesi için delillerin geçerliliğinin ve sanıkla olan ilişkisinin sorgulanmasının yerinde olacağını belirtti. Sanık Edemir’e ilişkin 7 Şubat 1999 tarihli dokümanların hukuka uygunluğunu denetleyebilmek için elde edilen ve yargılamaya konu olan konumlarının Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmasını isteyen savcı İlimoğlu, Edemir’in suç tarihinin 12 Ekim 2001 olduğu, yakalandığı 24 Şubat 2009 tarihine kadar terör örgütüyle bağlantısını ortaya koyacak herhangi bir delil bulunmadığı, şiddet içeren eyleminin olmadığı, Ceza Yargılama Hukuku’nda tutuklamanın önlem olması nedeniyle tutuklu kaldığı süre ve yargılamanın bulunduğu aşamayı dikkate alarak Edemir’in tahliye edilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Edemir’in üzerine atılı suçun niteliği, delil durumu ve CMK’nın 100. maddesindeki tutuklama şartlarını dikkate alarak tahliye talebinin reddine ve tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, duruşmayı 8 Mart 2010 tarihine erteledi.

EDEMİR’İN YAKINLARINDAN PROTESTO
Öte yandan, duruşma öncesi Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi önünde toplanan ve Edemir’in ailesi, arkadaşları, üniversite hocalarından oluşan bir grup, ”Ey Adalet Neredesin?” ve ”Hüseyin Edemir adalet arıyor” yazılı pankart açtılar. Gruptakilerin arasında bulunan Hüseyin Edemir’in nişanlısı Sevgi Gögülter, nişanlısının bir GBT kontrolü sırasında 31 Ocak 2010′da gözaltına alındığını ve örgüt üyesi olduğu şüphesiyle tutuklandığını belirterek, 1 yıldır F tipi cezaevinde kalan Edemir hakkında tek delilin, 10 yıl önce hukuka aykırı olarak yapılan bir aramada elde edilen bilgisayar çıktısı olduğunu iddia etti. Açıklamaya, akademisyen Ferhat Kentel ile Almanya Sol Parti Milletvekili Kadriye Karcı da katıldı. ODTÜ Tarih bölümünden 2008 yılında mezun olan ve sözlüsü Sevgi Gögülter ile nişanlanmak için İstanbul’a giden Hüseyin Edemir, 31 Ocak 2010′da nişan yüzüklerini aldıktan sonra uygulama yapan polislerce yapılan GBT incelemesi sonrasında hakkında arama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. 1 Şubat 2010′da nöbetçi mahkemece tutuklanan Edemir’in, 1999′da DHKP-C terör örgütünün Hollanda’daki sorumlularına öz geçmişini gönderdiği ve 2001′de Gençlik Dergisi bürosuna yapılan polis baskınında ele geçen bazı belgelerde de adının geçtiği iddia ediliyordu. Edemir’in, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 7,5 ile 15 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor. (AA)

(http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_850144)

Posted in Basında Çıkan Yazılar | Yorum yapın